Anasayfa   /    Güncel    /    CHP Genel Başkan Oğuz KaanYardımcısı Salıcı: “İnadına kardeş olmaya devam edeceğiz”

CHP Genel Başkan Oğuz KaanYardımcısı Salıcı: “İnadına kardeş olmaya devam edeceğiz”

• CHP Keşan İlçe Başkanlığında düzenlenen toplantıda konuşan Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, “Keşan’da seçimi kazanmakla ilgili bir sıkıntımız yok.” dedi. • Seçim gününe kadar her yerde gerideymiş gibi çalışacaklarının altını çizen Salıcı, “Hiçbir ilde öndeymiş gibi davranmayacağız bir rehavet içinde olmayacağız. Onlar bizimle kavga etmek istiyor olabilirler. Bizim kavga etmeye niyetimiz yok. Hep beraber bu siyaseti yürüteceğiz ve inadına kardeş olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

GÜNCEL      25 Mart 2019 - 00:38     176     0

CHP Genel Başkan Oğuz KaanYardımcısı  Salıcı: “İnadına kardeş olmaya devam edeceğiz”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, 23 Mart 2019 Cumartesi günü Keşan İlçe Başkanlığı’na ziyarette bulundu.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri nedeniyle çalışmalarda bulunan Salıcı, CHP Keşan İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıda partililer ile bir araya geldi.

Saat 15.00 sıralarında başlayan toplantıya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, CHP Edirne İl Başkanı Fevzi Pekcanlı, CHP Keşan İlçe Başkanı Özgür Heves Yıldız, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Millet İttifakı’nın CHP’li Keşan Belediye Başkan adayı Şenol Yalı, Yenimuhacir Belediye Başkanı ve Belediye Başkan adayı Recep Ordu, partinin seçilmişleri, adayları ve partililer katıldı.

Toplantının açış konuşmasını yapan CHP Keşan İlçe Başkanı Özgür Heves Yıldız, CHP’nin önemli isimlerinden biri olan Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın Keşan’a yaptığı ziyareti nedeniyle mutlu olduklarını belirterek, Salıcı’ya önce teşekkür etti ardından sözü kendisine bıraktı.

SALICI: “KEŞAN’DA SEÇİMİ KAZANMAKLA

İLGİLİ BİR SIKINTIMIZ YOK”

Sözlerine “Keşan’da seçimi kazanmakla ilgili bir sıkıntımız yok.” diyerek başlayan Oğuz Kaan Salıcı, “İYİ Parti ile ilgili bir işbirliği süreci yaşadık. İşbirliği sürecinde olduğumuz yerler var, olmadığımız yerler var. Ama sonuçta bir nezaket çerçevesinde bu seçim sürecini götürmeye çalışıyoruz.

31 Mart'a az bir zaman kaldı. Son 1 hafta, 10 günlük zaman içinde biz her yerde gerideymiş gibi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ama şunu biliyoruz ki; Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, Bursa’yı alacağız. CHP’de olan 6 büyük şehri, Tekirdağ dahil olmak üzere tekrar alacağız. CHP’nin yönettiği 8 tane ilimiz var onları alacağız, onların üzerine ilave iller olacak. Buraları sosyal demokrat belediyecilik anlayışı ile halkçı belediyecilikle tanıştıracağız. Ama bütün bu illerimiz, büyük şehirlerimiz kadar kıymetli olan işlerden bir tanesi Ankara’yı alacağız, İstanbul’u alacağız. Ben İstanbul milletvekili olarak son haftayı İstanbul’da değerlendireceğim. Buradaki yapmış olduğumuz çalışmalar çok kıymetli. Belediye’yi kazanmamız, vatandaşımıza hizmet etmemiz çok kıymetli. Ama İstanbul, Ankara Türkiye’nin göz bebeği. Oralarda da belediyeyi alarak 1994 yılından beri sosyal demokrat belediyecilikle tanışmamış, o gün doğup bugün 25 yaşında olan gençlere sosyal demokrat belediyeciliğin ne demek olduğunu gösterecek, onlara anlatacak, sadece rutin belediye hizmetlerinin dışında aynı zamanda iş-aş üreten, ekonomiyi büyüten, yerelde o illeri marka şehirler haline getirecek bir belediyecilik anlayışı ile inşallah 31 Mart akşamı, yurttaşlarımızın desteğiyle almış olduğumuz sonuçla tüm Türkiye ile tanıştıracağız.” dedi.

“İKTİDAR, BİR HAKARET, HATTA

BİR TEHDİT DİLİ KULLANIYOR”

Bu seçim sürecinin bazı olumsuzluklara sahne olduğunu dile getiren Genel Başkan Yardımcısı Salıcı, şöyle devam etti: “Biz normalde yerel seçimlere gidiyoruz, savaşa gitmiyoruz. Muhtarımızı, belediye meclis üyemizi, il genel meclis üyesini, belediye başkanını seçeceğiz ve yerelde vatandaşımızın daha iyi hizmet alabileceği, nefes alabileceği alanlar, şehirler yaratacağız. Ama iktidar, maalesef üzülerek söylüyorum çok ağır bir dil kullanıyor. Bir hakaret, hatta bir tehdit dili kullanıyor. Böyle bir ortamda Türkiye’yi tekrardan kutuplaştırmaya çalışan bir ortam var. Bizim vatandaşımızın herhangi bir kesimini inancına göre, kökenine göre siyasi görüşüne göre, geçmişine göre ayıracak bir durumda değiliz. Bizim böyle bir anlayışımız yok. Biz Kürt’ü de, Türk’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de, Alevi de Sünni de, başı örtülü olanı da, başı açık olanı da aynı gözle görüyoruz. Baktığımız var insan görüyoruz. CHP’ye oy vermiş, MHP’ye oy vermiş, AKP’ye oy vermiş diye ayırmıyoruz. Böyle bir dünyamız da yok. Onun için diyoruz ki; ‘biz herkesten oy istiyoruz.’ Bu dilden rahatsız olan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Herkesi kucaklamanın, 82 milyonu bir görmenin rahatsız olunacak bir şeyi var mı? Hani biz etle tırnaktık, hani biz kardeştik, hani biz binlerce yıldan beri aynı topraklarda yaşayan, kız alıp veren komşuluk yapan birilerine tuzu ekmeği geçen insanlardık. İktidar partisinden de, muhalefet partilerinden de bu cümleleri ısrarla tekrar eden siyasetçiler vardır çünkü doğrudur. Peki ne oldu da bu 82 milyon, etle tırnak olan, kardeş olan, komşu olan, akraba olan bu insanların arasına birbirinden ayrıştıran bir dil ile bir farklılık sokmaya çalışıyorsunuz. İktidar bundan kaçınsın. 10 gün sonra bu seçimler biter. İnşallah CHP her yerde başarılı olur ama hayat da siyaset de devam eder. Bu ülke çok güçlü siyasetçiler gördü. Güçlü siyasi partiler gördü ama bir gün geldi o partililer seçime girildi, vatandaşımızın tercihi başka bir şekilde tecelli etti. O partililer almış oldukları oylarla ya seçimi kaybettiği için ayrıldılar, ya doğal sürelerini tamamladıkları için siyasetten ayrıldılar, ama Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bu ülkede yoluna aynen devam etti. Bir beka tartışmasıdır gidiyor. Diyorlar ki, 'Siz eğer Cumhur İttifakı'nın adaylarına oy vermezseniz memleket uçurumun kenarında. Düştü düşecek.' Bir gelecek problemi var mı bu ülkenin Keşan'ın bir mahallesinde var olan muhtarı seçmediğinizde, başka aday olan arkadaşımızı seçtiğiniz diye bu ülke beka problemi yaşar mı? Ya da İstanbul'da şu anda büyükşehir belediye başkanı var. İstanbul'un belediye başkanı dediğimiz kişi Türkiye'nin en önemli ve en öne çıkan insanlarından bir tanesidir. Türkiye'nin seçmen sayısında neredeyse 5'te 1'ini yöneten, ekonominin yarısının üretildiği bir şehri ülke büyüklüğünde bir şehri yöneten kişidir. Kimse tanımıyor. İsmi hatırlanmayan kişiyi değiştireceğiz, yerine helal süt emmiş, CHP'de ilçe başkanlığı, başarılı bir belediye başkanlığı yapmış Ekrem İmamoğlu'nu belediye başkanı yapacağız ve bu ülke beka problemi yaşayacak. Yok böyle bir şey. Bunu başkasına anlatsınlar. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın adı Mehmet Uysal. Son 1 yıldan daha uzun zamandır o yönetiyor. Ama sorduğunuz zaman ne diyorsunuz AKP yönetiyor. Daha ileriye gidenler var. Daha ileriye gidip 'Sayın Cumhurbaşkanı yönetiyor' diyenler var. Belediye başkanının kim olduğunun kimsenin haberi yok. Keşanlının yok, emin olun İstanbullunun da haberi yok. O arkadaşımızın yerine kim olduğu belli olan ne hizmet yapacağı belli olan, hangi siyasi partinin değerleriyle siyaset yaptığı belli olan bir değerli arkadaşımız seçilecek ve Türkiye beka problemi yaşayacak. Bunu başkasına anlatsınlar. Bu ülkenin bir beka problemi falan yok. Bunu söyleyenler, bu ülkenin devlet geleneğini, Bu milletin azmini küçümseyenlerdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar güçlü bir devlet olduğunu henüz anlayamamış olanlardır. Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002 yılında iktidara geldi. O zaman bir beka problemi var mıydı? Yoktu. 2002 yılında iktidar bir beka probleminden bahsetmiyordu. 2007 yerel seçimleri oldu, bir beka probleminden bahsetmediler, 2009'da yerel seçim oldu, 2011'de tekrar genel seçim oldu. Bu beka sorunu 24 Haziran seçimlerinden sonra dillendiriliyor. 17 yıldan beri sen yönetiyorsunuz. 24 Haziran seçimlerine Cumhur ittifakıyla beraber girdiniz. 24 Haziran'dan sonra da ittifakla yönetiyorsunuz. 16 yıldan beri olmayan bir beka problemi son 1 yılda ortaya çıktıysa bize göre yok, verev ki var o zaman sen yarattın. 10 sene önce olmayan bu problem bir senedir çıktıysa iktidar olan parti kimse bu işin sorumluluğu odur. Artık yönetemiyorlar, yönetemedikleri için de normalde yerel seçim olan bu seçimi bir genel seçim havasına sokmaya çalışıyorlar. Türkiye'nin güvenlik problemi varmış gibi, Türkiye'nin bir beka problemi varmış gibi bir havaya sokmaya çalışıyorlar. Dolaylısıyla meseleyi bağlamından koparıp bir yerel seçim havasıyla seçim kazanmaya çalışıyorlar.”

“İNADINA KARDEŞ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Şu anda Türkiye’nin temel probleminin çarşıda, pazarda yükselen fiyatlar olduğuna işaret eden Oğuz Kaan Salıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Havsa’ya uğradık. Domates 7 lira. Patlıcandan bahsetmiyorsunuz dediler. Pazarda 10 liraya patlıcan var. Bunları konuşturmamak için bize başka türlü problemler yaratıyorlar. Sanki bu tür problemler varmış da bunları çözmemiz gerekiyormuş gibi bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Anlattığımız şeyler her türlü vatandaşa ulaşmasın diye her türlü çaba gösteriliyor. Siz televizyon programlarında ana akım medyada Türkiye'nin ekonomik durumunun tartışıldığı bir programa rast geldiniz mi? Siyasi partiler konuşulur, siyasi partilerin içinde siyaset yapan siyasi aktörler, kişiler konuşulur, CHP konuşulur, İYİ Parti konuşulur, İYİ Parti'nin Genel başkanı bunun dokunulmazlığı da yok diyerek tehdit edilir. Böyle bir ortamda Türkiye'de 82 milyon vatandaşın ortak derdi olan elektriğe gelen zam konuşulmaz. Doğal gaza gelen %37 zam konuşulmaz. Domatesin, patlıcanın fiyatı, mutfaktaki yangın, mutfaktaki terör konuşulmaz. Varsa yoksa iktidarın kendi kanallarından onların konuşulması talimatını verdikleri şeyler konuşulur. Bu Türkiye artık değişecek. Sosyal demokrat belediyecilikle tanışacak. İstanbul'u, Ankara'yı, saymış olduğum büyükşehirleri, onların dışındaki illeri kazanacağız. Seçim gününe kadar sanki biz her yerde gerideymişiz gibi çalışacağız. Hiçbir ilde öndeymiş gibi davranmayacağız bir rehavet içinde olmayacağız. Onlar bizimle kavga etmek istiyor olabilirler. Bizim kavga etmeye niyetimiz yok. Onlar bizi kavganın içine çekmek istiyor olabilirler bizim hiç kavganın içine girmeye niyetimiz yok. 82 milyon kardeşimize inanarak söylüyoruz, rol gereği senaryo gereği, siyaset gereği söylemiyoruz. Eğer kavga etmek istiyorlarsa geçsinler aynanın önüne kendileriyle kavga etsinler. Bizden yana, hiçbir CHP’liden yana bir kavga dili, ötekileştiren bir dil duyamayacaklar. Bu ülkenin doğusunda da doğsanız, batısında da doğsanız siz bu ülkeye verginizi veriyorsanız, bu ülkeye hizmet ediyorsanız, bu ülkenin iyiliğini istiyorsanız hepimiz bu ülkenin çocuklarıyız. Hep beraber biz bu siyaseti yürüteceğiz ve inadına kardeş olmaya devam edeceğiz.”

(ASUMAN HALİL)

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ