Bugun...

Selim ŞEN
Artık görmezden gelmeyin..!
Tarih: 14-03-2017 23:11:00 Güncelleme: 14-03-2017 23:11:00


Geçen hafta içerisinde çarşı merkezinde karton toplayan çocuklara rastladım. Önce ‘aferin’ dedim içimden. Sonra da çocukların okul saatinde çalıştıklarını fark ettim.

Durdurdum boylarından büyük çuval taşıyan iki çocuğu. Biri 14 diğeri 8 yaşında.

Küçük olana sordum, ‘Okula gidiyor musun?’ diye ‘Ara sıra’ diye cevap verdi. Büyük çocuğa sordum, ‘Neden okula gitmedin?’ diye, ‘Gidiyorum ama bazen gitmiyorum.’ dedi.

***

Birçok öğrenci gibi ben de okuldan kaytarır arkadaşlarımla eğlenmeye giderdim.

Kısa bir okul anımı anlatmak istiyorum.

***

1990’lı yıllar…

Okuldan kaytarıyoruz arkadaşlarla…

Atari salonuna gitmek için çarşıya çıkıyoruz sokak aralarında. Sokak aralarından gizli gizli gidiyoruz ki bir tanıdığımız görmesin. Ailemizin haberi de yok tabii ki. Çarşı merkezinde yürürken karşıki kaldırımdan kravatlı ve takım elbiseli biri sesleniyor, bizi yanına çağırıyor.

Gider gitmez başlıyor sorgulamaya; hangi okula gidiyorsunuz, kaçıncı sınıfa, sınıf öğretmeniniz kim, babalarınız ne iş yapıyor diye saydıkça sayıyor.

Geliyor en zor soruya ‘Neden okulda değilsiniz…’ Cevap veremiyor, başımızı önümüze eğiyor, susuyoruz utancımızdan.

Kravatlı ve takım elbiseli kişi hepimize birer tokat atıyor. ‘Yürüyün okulunuza. Müdürünüzü arıyorum, soracağım gidip gitmediğinizi.’ diye tehdit de ediyor her birimizi.

Yanımdaki arkadaşıma bir tokat daha çakıyor vicdansız adam! Bir de fırçalıyor arkadaşımı ‘Sen öğrenci misin soytarı mı? Düzelt kravatını. Adam olun biraz.’ diyor. Evet, adam olalım diye atıyor tokatları hepimize.

Koşturarak okula gidiyoruz. Bir yalan uydurup sevmediğimiz dersimize giriyoruz. Bir de sınıftaki öğretmenden azar işitmek de var sonunda.

O anda içimizden sövüp sayıyoruz. Kravatlı kişinin başka bir lisede idare görevlisi olduğunu öğreniyoruz.

Kendimize yakın gördüğümüz ve sevdiğimiz bir öğretmene gidip, tokat atan idareciyi şikayet ediyoruz. ‘Yolda yürürken bizi dövdü!’ diyoruz. Aldığımız cevap karşısında şaşırıyoruz.

- ‘O bir öğretmen. Sadece kendi öğrencilerinden değil tüm öğrencilerden sorumludur. Ha ben ha o. Çünkü o bir öğretmen.’

O zamanlar içimden küfrettiğim öğretmene, şimdilerde şükranlarımı sunuyorum!

***

Gelelim asıl konumuza…

Sokaklarda karton toplayan bu çocukları diğer eğitimciler neden görmezden geliyor? Hiçbir öğretmen görmüyor. Hadi eğitimciler okullarında diyelim… Hiç mi bir devlet kurumunun memuru görmez. Hadi devlet memurları da başına iş almak istemez. Sabahtan akşama kadar sokaklarda ülkenin geleceği için “Evet” - “Hayır” diyerek gezen siyasilerde mi görmez. Ülkemizin geleceğini anlatır durur oy kullanacak olan büyüklere, ama geleceğimiz olan ve okula gitmeyen çocuklarla hiç mi karşılaşmaz. Hadi onları da ülkenin birlik ve bütünlüğünün peşinde oldukları için bir kenara bırakalım.

Gelelim çocuklara yardımcı olmak için kutu veren esnafımıza… Hiç mi bir esnaf öğrencilerden yetkili kurumu arayarak, okul saatinde çalışan çocuklar olduğunu ihbar etmez.

***

Gençlerde umduğunu bulamayan eskiler ‘Nerdeee eski nesil’ diye yakınır ya, hak veriyorum kendilerine çoğu zaman.

Ama bu manzara karşısında ‘Nerdeee eski eğitimciler.’ demek geliyor içimden.

***

Üzerinde okul kıyafeti bulunan bir öğrencinin, nerede olursa olsun bir öğrenci gibi; yani geleceğin kaymakamı, belediye başkanı, mühendisi, doktoru, öğretmeni, avukatı gibi davranmasını ve üzerindeki üniformaya saygı göstermemizi isterdi, bir öğretmenden çok ağabeyimiz olarak gördüğüm değerli hocam Nasıf Koyuncu.

Elleri dert görmesin her okuldan kaytardığımda bol bol cetvelinin tadını hatırladığım ve ‘Büyüdüğünüzde bana teşekkür edeceksiniz.’ diyen Fikret Koyuncu.

***

Ne diyelim: Yeni nesilde, yeni eğitim sisteminde, yeni Türkiye’de; bana dokunmayan yılan bin yaşasın!

 

 

 



Bu yazı 1571 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI