Bugun...

Remziye GÜVEN
TÜRK GELENEĞİNE FRANSIZCA İSİM! (2)
Tarih: 13-01-2017 00:50:00 Güncelleme: 13-01-2017 00:50:00


"Çamlıca Bocuk Gecesi"yle ilgili yazdığım ve 10 Ocak 2017 tarihinde yayımlanan "Türk geleneğine Fransızca isim!" başlıklı yazımla ilgili olarak Çamlıca Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Tahir Demirel, dün ziyaretime geldi.

Yazımı araştırmadan yazdığımı, geceye neden karnaval denildiği konusunda hazırladıkları açıklamaların gazetelerde yayımlandığını belirten Demirel, “bu konuyu neden tartışmaya açtığımı, amacımın ne olduğunu ve kimleri hedef aldığımı” sordu. Demirel, yazımı “popüler olmak için yazdığımı” da iddia etti.

Kısa süren sohbetimizde; yazıyı yazmaktaki amacımın konuyla ilgili görüşümü açıklamak olduğunu, hiçbir kimse veya kitleyi hedef almadığımı söyledim.

Keşan'da yıllardır bu mesleğin içindeyim. Yazı işleri müdürlüğünden, gazete katlamasına kadar her aşamada görev almış, “Sarı Basın Kartı” almaya hak kazanmış bir gazeteciyim. Popüler olmak gibi bir iddiam ve niyetimin olmadığını, beni tanıyan herkes bilir.

Tahir Demirel, konuşmamız sırasında, Keşan Belediyesinin de geçen yıllarda festival düzenlediğini, festivalin kökeninin Fransızca olduğunu, ayrıca Keşan 3. Kültür ve Turizm Festivali Güzellik Yarışması’nın ön elemesinde jüri üyeliğinde bulunduğumu hatırlattı. 

Ben de kendisine, festivalin, bir Türk geleneği olarak sunulmadığını, oysa Çamlıca Bocuk Gecesi'nin Türk geleneği olduğunun iddia edildiğini, “karnaval” ifadesini bu nedenle yadırgadığımı dilim döndüğü kadar anlatmaya çalıştım. 

Demirel ayrıca Türkiye'de 2013 yılından beri Adana'da sokak karnavalı etkinliği yapıldığını ve Türkiye'nin ilk karnavalı olma özelliği taşıdığını, kendilerinin de bölgemizde bu isim altında etkinlik düzenlediklerini söyledi.

Sosyal medyada yazımla ilgili birçok yorumda bulunulduğunu (Ben aradım ama bulamadım!) da öne sürüp, yazımın sorumluluğunu üzerime alıp alamayacağımı sordu. (Belki de aklınca aba altından sopa göstermek istedi!) Halbuki kendisinin, açık isimle köşe yazan birinin sorumluluktan kaçmayacağını bilmesi gerekir.

Demirel, sözlerinin devamında, tepkisini tırmandırarak, yazımdaki, "Henüz adı ve Türk ya da Hıristiyan geleneği mi olduğuna karar verilemeyen bir geceye verilen Fransızca ismin hayırlı olması dileğiyle…" cümlesinin Türk-Hıristiyan ayrımcılığına kadar vardığını iddia etti.

Milliyetler ve dinler üzerinden ayrımcılık yapmak gibi bir dünya görüşüm asla olmadı. Herkes istediği inanca sahip olur ve onu yaşar. Her inanışa ve görüşe saygı duyarım.

Demirel, konuşmamızın devamında, geceyi düzenlerken kurumlarla çalıştıklarını dile getirerek yazıyı yazmadan önce konuyu araştırıp öyle yazmam gerektiğini söyledi ve kendisiyle röportaj yapıp, etkinlikle ilgili doğru bilgiyi okuyucularımıza aktarmamı ya da konuyu köşeme taşımamamı (!) istedi. Konuyla ilgili haber ve röportajlara her zaman olduğu gibi gazetemizde yer verebileceğimizi belirttim.

Sözlerimin sonunda, amacımın etkinliğe gölge düşürmek veya karalama yapmak olmadığını, sadece, Türk geleneğine neden Fransızca ismin verildiğini sorguladığımı bir kez daha vurguladım. Ama ne kadar kendimi anlatabildim bilemiyorum.

Son tahlilde şunu da belirtmek isterim: Köşe yazısı veya haber yaparken; hangi konuyu ve nasıl ele alacağıma kendim karar veririm.

 

 

 



Bu yazı 751 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI