Bugun...

İsmail GEMİCİ
Satranç Tahtası; insan zihninin jimnastik salonudur
Tarih: 27-02-2017 23:53:00 Güncelleme: 27-02-2017 23:53:00


''Olasılık Teorisi'' ve ''Paskal Üçgeni''ni keşfeden Felsefeci, Geometri ve Matematikçi olan Fransız bilim insanı B. Paskal, keşiflerinde büyük rol oynayan satranç için başlıktaki değerlendirmede bulunmuştur.

Satrançla ilgili milyonlarca şey söylendi, yazıldı, çizildi ve asla gündemden düşmeyerek konuşulmaya, tartışılmaya devam etmektedir. Yaklaşık 5000 yıllık bir geçmişi olan satranç oyunu, sadece iki kişinin sıradan bir oyunu olsaydı, günümüze değin nasıl ulaşabilirdi? Sıcak gündemde her zaman yerini nasıl alabilirdi?

Ülkemizde de satrancın tarihçesi oldukça eskidir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, İzmir Seferihisarlı İsmail tarafından derlenmiş el yazmasında satrancın yararları ve kişiye verdiği hazdan söz edilmektedir.

Satranç, Cumhuriyet dönemi ile birlikte, önceki döneme oranla oldukça yaygınlaşmıştır. Genellikle okumuş-yazmış kesimlerde ve Köy Enstitüleri eğitimlerinde gündeme gelmiştir.

Dünya ülkeleri içinde, aralarında Rusya, Amerika, İspanya, Kanada olmak üzere 30 dünya ülkesinin okullarında satranç ders olarak okutulmaktadır. Satranç, okul müfredatının bir parçası haline gelmiştir ve çok sayıda satranç merkezleri bulunmaktadır.

Satrançta, kazanmak için tek bir yolun olmadığını, adeta sayısız seçeneklerin bulunduğunu, başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha çok çalışmanın gerekliliğini sağlamak adına, mücadeleci bir ruh kazandırdığı bilinmektedir.

Kişiliğin olumlu gelişmesini, oyun içinde kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.

Matematik ve Geometri alanlarında başarıyı arttırması gibi faydalarının yanı sıra, sadece görsel değil aynı zamanda sayısal ve sözel zekayı geliştirdiği de bilinmektedir.

Satranç analiz, hesap ve taktik sanatıdır. ''Soltis-Botvinnik''

Satranç tahtasında, tüm denizlerde yaşananlardan daha fazla macera vardır. ''P. Mac Orlan''

Satranç öyle bir savaştır ki, karşınızdakini yenebilmeniz için, önce kendinizi yenmeniz gerekir.

Teorik olarak bir satranç oyununda, en fazla 5870 hamle oynanabiliyor.

2. Dünya savaşında, Nazi Almanya’sının şifreli mesajlarının kodlarını çözmede, dönemin büyük satranç ustaları Milner, Alexander ve Golombek gelen davet üzerine görev almışlardır.

Satranç tahtasında, her iki taraf rakamla birer hamle yaptığında 400, iki taraf ikişer hamle yaptığında rakamla 72084, her iki taraf üçer hamle yaptığında 4 milyondan fazla seçenek, her iki taraf dörder hamle yaptıktan sonra 318 milyar seçenek, her iki tarafın yaptığı kırk hamleden sonra seçenek sayısı, dünya üzerindeki hesaplanabilir elektron sayısından fazladır.

Satrancın ilk bulunduğu ülkeler arasında adı geçen Hindistan'ın racası, satranç oyununu çok beğenmiş, çok sevmiş ve satrancın mucidini çağırıp ''dile benden ne dilersen'' demiş. Satrancın mucidi ne mücevherler, ne altınlar ne de paha biçilmez hediyeler istemek yerine benim istediğim şudur demiş; satranç tahtasının bir köşesinden-karesinden başlayarak, tüm karelere katlanarak pirinç konulup kendisine böyle bir hediye verilmesini istemiş. Raca gülerek küçümseyici bir ifade ile ''Ne istiyorsa verin, hatta 5-10 çuval pirinçte fazladan verin.'' Bir müddet sonra ilgili bakan telaşla racanın yanına gelerek, satrancın mucidine elimizdeki bütün pirinçleri, depolardaki tüm stokları da versek yetmiyor. Dış alım, ithalat yapmamız gerekecek deyince... Raca, satrancın mucidinin ''dahi'' niteliğini bir kez daha anlamış oluyor.

Tüm dünya insanlığının güncel yaşamında oldukça önemli yeri olan satranç her alanda çocukların, gençlerin ve genel olarak her yaştaki bireylerin, sadece vücut kaslarını yetiştirmekle yetinmeyerek, zihinsel kaslarını da geliştirebileceği uçsuz bucaksız, gizemli, keyifli bir mücadele alanıdır.

Umarım, bundan sonraki günlerde bazı dernek ve kuruluşlar, satranç yarışması düzenler.



Bu yazı 596 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI