Bugun...

İsmail GEMİCİ
İYİ İNSAN OLMAK, İYİ İNSAN KALMAK ÇOK MU ZOR?
Tarih: 08-06-2017 08:06:00 Güncelleme: 08-06-2017 08:06:00


Nasıl olabilecekse, hadi bir süreliğine rafa kaldıralım boş verelim siyaseti, anmayalım adını.

Biz, olması gereken ortak değerimizden "iyilikten" bahsedelim...

İyi insan olmaktan, sevgiden, hoşgörüden, saygıdan, iyi niyetten konuşalım...

Birçok insana, kim bilir ne kadar garip, gereksiz geliyordur bu konular ve bunların konuşulması...

Hoşgörü, sevgi, saygının yerini giderek teslim alan, farklılaşmış değer yargılarımız...

12 Eylül darbesi sonrasında uygulanan "yeşil kuşak politikası", "şablonlu eğitim", "benim memurum işini bilir" zihniyeti, "neo-liberal ekonomi politikaları", "vatandaşları yönlendirme programları", "bireyciliğin teşvik edilmesi" vb. uygulamalar hızla değişen bu anlayışlarla, daha önceki dönemlerde "yalan söylemek", "hırsızlık yapmak" çok sert tepkilere neden olurken, giderek hassasiyetler farklılaşarak değişmiş, "olabilir kabullenmesi" algısı oluşmuştur.

Elbette, altyapıda açığa çıkan" şark kurnazlığını da" gözardı etmemek gerekli.

Şener Şen'in "Namussuz Namuslu" filmini izleyenler bilirler. Dürüst, iyi niyetli, rüşvet almayan, çalıp çırpmayan işini layıkıyla yapmaya çalışan bir memurun arkadaşları, ailesi ve tüm toplum tarafından nasıl hor görüldüğünü, dışlandığını, oysa tam tersini yapınca bu insanların tümü tarafından, nasıl da sırtı sıvazlayıp itibar gördüğü ikiyüzlülüğünü toplumda yaşananların bir kesitinin beyaz perdeye aktarılarak görsel anlatımını acı acı gülerek izledik. İzleyenlerin bazıları da, empati yaparak yaşananları değerlendirme fırsatı bulmuştur umarım.

İyi insan olmak, iyi insan kalmak bizim gibi ülkelerde neden çok daha zor.

Neden hâlâ bu değerlere sahip çıkan, içselleştiren, adeta bir yaşam biçimi olarak gören, uygulayan ve böyle devam etmesini savunanları görmeme, yok sayma gayretleri sürdürülmektedir... Bunları savunanların eskilerde kaldıklarını, zamanın değiştiğini, "bir şeyleri" yitirme, yok etme pahasına köşeyi dönme hayallerini devam ettirmektedirler.

Bu karşı çıkışlar, kendilerini daha "akıllı", daha "iş bitirici", daha "kurnaz" olduklarını düşünmelerinden mi, yoksa içinde bulundukları, yaşadıkları vicdani rahatsızlıktan mı ya da her ikisi de mi?

Ne diyelim, herkes kendi boyutundan değerlendirmesini yapar umarım.

Kitaplardan okuyarak, anlatılanları dinleyerek değil, bizzat gidip yaşayarak gözlemlediğim, kâh gelişmiş Avrupa ülkelerinde, kâh Uzakdoğu ülkelerinde, hatta bizden bazı konularda daha geri bıraktırılmış bazı ülkelerde dahi araç trafiğinin yoğun olduğu yollarda karşıya geçmek için kaldırımdan ayağınızı attığınız anda, karşılıklı olarak araçlar uzak mesafede duruyor ve rahatça karşıya geçmenize olanak sağlıyor ve birçok sürücü tebessümü eksik etmeyip, selamlama işaretini yapmayı da ihmal etmiyor. Oysa bizim ülkemizde ise, aile kadın, çocuk demeden araçlarını üstüne-üstüne sürmekte uyarılıp tartışma olduğunda dövmeye, yaralamaya,hatta öldürmeye yeltenmektedirler.

Adeta insanlık değerleri ayaklar altında can çekişmekte,soruyorum bunun içinde mi eğitim gerekli, insanlığımıza ne oldu? Nasıl oldu da bu hale geldik?

Dünyada ve ülkemizde gündemde olan tartışılan konulardan biri de Suriye'den, Afganistan'dan, Irak'tan vb. Müslüman ülkelerden kaçmak zorunda kalan göçmenler, neden bir Müslüman ülkeye değil de gavur dedikleri ülkelere gitmeye çalışıyorlar? Neden bir Müslüman ülkeye göç ederek rahat rahat dinini yaşamayı tercih etmiyorlar?

Neden İstanbul'da yeşil alanların sayısı, parkların, koruların, ormanların sayısı yok denecek kadar azken, Londra'da, Paris'te, Moskova'da her yer park, her yer orman? Neden dünyanın en yeşil ülkesi Moldovya..?

Neden bu gavur denilen ülkelerde yaşayan insanlar daha mutlu, daha kaygısız? Neden bizim ülkemizde herkes geçim derdinde, herkes geleceğinden endişeli?

Neden bir Japon mühendis, yaptığı bir hata nedeniyle bir insan dahi ölürse kendini sorumlu görerek harakiri yaparak ölmeyi göze alıyor. Neden Bulgaristan'da bir alışveriş merkezi çöküp insanlar öldüğünde başbakan istifa ediyor?

Neden Bangladeş'te bir fabrikada çıkan yangın sonucu ölen 258 işçinin ölmesine rağmen hükümet istifa etmiyor? Neden Soma'daki madene teftişe gelen müfettişler hakkında yasal hiçbir işlem yapılmıyor?

Neden ülkemizin doğal güzelliklerini, hepimiz sahibi olmamıza rağmen görme, yaşama olanağı gerçekleşmiyor. Önümüze ne tür engeller çıkıyor.

Zeytin denizinin içinde yaşayıp hilesiz zeytinyağı, dünyanın sayılı bal üreticilerinden olmamıza karşın, hilesiz bal bulmak niye bu kadar zor?

Neden insanlık tarihinin adeta kutsal saydığı ve en sağlıklı tüketim meyvesi olarak gördüğü zeytin ağaçlarımızın kesilmesi, yok edilmesi çabaları niye? Ne yapılmak isteniyor?

İyi insan olmak, iyi insan kalmak çok mu zor? 

Eğitim sistemimizin ilk başlangıcına "İyi İnsan Olmak" dersini koyarak, en azından gelecek kuşaklara bunu kazandırmayı programa almalıyız.

İyi insan olmak, iyi insan kalmak umudumuzu besleyip güçlendirerek, inat ve kararlılıkla geleceğe taşımak, hedefinde olmalıyız diye düşünüyorum.

 

 



Bu yazı 1676 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI