Bugun...

İsmail GEMİCİ
A BE AĞA, NE OLDU BİZİM ROMAN AÇILIMINA..!
Tarih: 07-08-2015 10:38:00 Güncelleme: 07-08-2015 10:38:00


   Diyerek; umudu giderek tükenen Roman vatandaşlarımızın tepkileri artmaktadır.
Romanları Türkiye gündemine taşıyan, hatta Avrupa Birliği ilerleme raporlarında Türkiye yönetiminin eleştirilmesine neden olan olaylardan biri de, Romanların Sulukule semtinden gönderilerek, Kentsel Dönüşüm adıyla yapılan uygulamada, Romanların Sulukule’deki evlerinin yıkılarak yaşadıkları mağduriyet, yapılan lüks konutlarda adeta hiç Roman ailesinin oturamaması ve giderek Roman kültürünün zayıflaması, yok olma sürecine girmesi gerekçesi olduğu bilinmektedir.
   Avrupa Birliği’ne girebilme fasıllarının bir ön şartı olduğu düşünülen, daha önce “görünmeyen” etnik ve toplumsal grupların “görünür” hale gelme gerekçesinin bir sonucu olarak Romanlara yönelik,    Türkiye’de 19 Mart 2010 tarihinde Roman Açılımı başlatılmıştır.
   Roman Açılımı, elbette bir farkındalık ve genel anlamda olumlu bir psikolojik hava yaratmıştır. O güne değin görülmeyenler ya da görülmek istenmeyenler, devlet yetkilileri-görevlileri, yerel yöneticiler başta olmak üzere, her kesim tarafından, görünürde ılıman bir atmosfer oluşturmuştur.
Roman Açılımı rüzgarlarının estiği dönemde, Roman yurttaşlarımızın yaşamış olduğu en temel sorunlarının tespiti yapılmış, dertlerin, sıkıntıların çözümüne yönelik belli bir program dahilinde yapılacakların sözleri, güvenceleri verilmiştir. Öncelikle çözüleceklerin başında eğitim, istihdam-iş, barınma, ayrımcılık vb…
   Eğitim konusunda, verilen sözlerin yerine getirilmesinde özel bir kaynağa da gerek yok. Zira, eğitimin hazır kurulu bir sistemi var. Doğrudan hayata geçirilecek altyapı da mevcut, bazı rötuşlar gerekli.
İstihdam-iş konusunda da, valilikler ve Türkiye İş Kurumu (İş-Kur) var. Dezavantajlı gruplar içinde yer alan Roman yurttaşlarımıza yönelik olarak, o ilin-ilçenin ihtiyacına göre, ara eleman yetiştirilmesi, iş yaşamında geçerli belgelere sahip olması vb. uygulamalarla, öncelikle eğitim ve istihdam-iş konuları bekletmeden kolayca çözülebilir görünmektedir.
   Daha da önemlisi, tüm Avrupa ülkelerinin Romanlarla ilgili oluşturduğu strateji belgesidir. Ülkemizde henüz, böyle bir belge açıklanmamıştır.
   Romanlarla ilgili, bazı iyi niyetli kamu yöneticilerinin, yerel yöneticilerin insani, olumlu davranış ve uygulamaları nedeniyle, Romanların yaşam alanlarını rahatlatan, ayrımcılığı belli ölçülerde kontrol altında tutanlar vardır. Ancak tüm bunlar, kamu ve yerel yöneticilerin keyfiyetine ve inisiyatifine kalmıştır. Oysa, herkes için bağlayıcı olması gereken, devletin oluşturacağı resmi belge (Strateji belgesi, ulusal eylem planı vb. isimlerde…) açıklanmalıdır. Bu belgede, ayrımcılık, nefret söylemi ve sosyal dışlanma konularını da kapsamalıdır.
   “Hep Romanların topluma uyumu (entegrasyonu) deniliyor. Oysa, asıl önemli olan, Roman olmayanların Romanlara uyumudur.”
   Geleceğe yönelik program ve kurgularımızı, bizlerin dışındaki grup ve toplulukları da kapsayacak içerikte, zenginlikte tasarlamalıyız düşüncesindeyim.



Bu yazı 2737 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI